BİZE ULAŞIN
tr

Diş Hekimliğinde Bifosfanat Tedavisi Gören Hastalara Yaklaşım

Diş Hekimliğinde Bifosfanat Tedavisi Gören Hastalara Yaklaşım Akif Türer çenecerrahı Bifosfonatlar Ortalama yaşam süresinin uzaması ve sedanter karakterli modern yaşam tarzı osteoporozun insidansını arttırmakta ve önemli bir klinik antite olarak karşımıza çıkarmaktadır.

Oral Diagnoz (İlk Muayene)
11/02/2023
3.470

Osteoporozlu hastalarda, iskelet sistemindeki yapım-yıkım dengesi bozulur, kemik yapısı zayıflar ve kemik kırılganlığında artış gözlenir. Bifosfonat terapisi bu aktiviteyi azaltarak kemik yapısındaki bozulmayı yavaşlatır ve günümüzde osteoporozun medikal tedavisinde en sık kullanılan medikal ajanlardan biridir.
Bifosfonatların ilk sentezi 1800’lü yıllara dayanmasına rağmen sadece son 40 yıldır kalsiyum metabolizmasına yönelik hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. İnsanlarda kullanılan ilk bifosfonat olma özelliği taşıyan etidronat 100 yıl önce sentezlenmiştir. Bifosfonatlar ilk olarak antikoroziv ajan olarak ve daha sonra tekstil, gübre ve su yumuşatıcısı olarak yağ endüstrisinin birçok alanında kullanılmıştır. Su yumuşatıcısı olarak kullanılmasının asıl nedeni kalsiyum ayrıştırıcı bir ajan olarak görev yapıp kalsiyum karbonat çökelmesini önlemesidir.
Bifosfonatlar, başta osteoporoz olmak üzere, malin hiperkalsemi, kemiğin Paget hastalığı, multiple myeloma ve metastatik kemik hastalıkları gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır
Bifosfonatlar, kemikte yapısal minerallerine bağlanıp kemik yıkımını azaltırlar. Bifosfonatlar oral ve sistemik yolla kullanılabilirler. Oral yolla kullanılan bifosfonatların (alendronat, risedronat, ibandronat) postmenapozal osteoporozun önlenmesi ve tedavisinde kullanılması Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmıştır. Yapılan çalışmalar oral yolla alınan bifosfonatların postmenapozal osteoporozu olan hastalarda kemik mineral yoğunluğunu arttırdığını ve vertebral kırık riskini azalttığını göstermiştir.
Oral yolla alınan bifosfonatların intestinal absorpsiyon düzeyi %1 düzeyindedir. Bu bifosfonat türleri aç karnına alınmalıdır ve alındıktan sonra absorpsiyonlarını arttırmak için kişinin en azından 30 dakika boyunca hareketli olması gerekir. Ayrıca kullanan kişilerin özefagus irritasyonunu engellemek için ilaç alımından sonra uzanmamaya özen göstermeleri gerekir.
Gerekli görüldüğü takdirde osteoporoz tedavisinde IV (intravenöz) bifosfanatlar da tercih edilebilmektedir. Sistemik olarak alınan bifosfonatlardan en sık kullanılanı ise zoledronik asit olarak bilinmektedir. Ülkemizde güncel olarak kullanılan bifosfonatların tablosu aşağıdaki gibidir;

Etken Madde

Müstahzar isim

Alendronat

Fosamax

Alendronik asit

Vegabon

Fosavance

Risedronat

Actonel

Boneplus

İbandronat

Bonviva

İbanos

Zoledronik asit

Aclasta

Zometa

Etidronat

Didronat

Klodronat

Bonefos

Diş Hekimliği pratiğinde Bifosfanat tedavisi gören hastalara yaklaşım nasıl olmalıdır?

Osteoporoz tedavisinde sıkça kullanılan ilaçlardan biri olan bifosfonatlar kemiğin mineral yapısına tutunarak kemik yıkan hücrelerin aktivitesini yavaşlatırlar. Yüksek kemik afinitesine sahip olan bifosfonatlar çok uzun süreler iskelet sisteminin bünyesinde bulunabilirler; örnek olarak alendronatın insandaki yarılanma ömrü yaklaşık 10 yıldır. FDA onaylı tüm bifosfonatların kemik mineral yoğunluğunu arttırdığı belirlenmiştir.

Bİfosfonat kullanımına bağlı çene nekrozu

Bifosfonatların veriliş amaçları vücutta kemik yıkımını azaltarak başta vertebral kırıklar olmak üzere kemik mineral yoğunluğundaki azalmanın önüne geçmektir. Bu amacı gerçekleştirirken de vücuttaki yapım-yıkım dengesini bozmaktadır. Bifosfonatların çene kemikleri üzerindeki patolojik etkisinin olabileceği ilk olarak 2003 yılında yüksek doz bifosfonat kullanmak zorunda olan kanser hastalarında rapor edilmiştir. Bu hastaların çene kemiklerinde nekrotik (ölü) kemik alanları tespit edilmiştir. Bifosfonat kullanımına bağlı çene kemiklerinde ölü alanların olması ise, çene kemiklerinin diğer kemiklere göre daha fazla beslenmeye ihtiyaç duymaları ve bifosfonatların bu kemiklerde daha fazla birikim göstermeleriyle açıklanmıştır. Çene osteonekrozu, günümüzde genellikle osteoporoz tedavisi için uzun dönem bifosfonat kullanımının nadir görülen bir toksisitesi olarak tanımlanmaktadır. Çene osteonekrozu riski beş yıldan uzun süren bifosfonat tedavisinden sonra artış göstermektedir ancak osteoporoz tedavisi için bifosfonat tedavisi hastalardan ziyade altta yatan malignitelerin iskelet komplikasyonları riskini azaltmak için yüksek doz IV bifosfonat alan hastalarda en yüksektir.

Bütün bu bilgiler göz önünde bulundurulduğunda bifosfanat kullanan hastalarda mutlaka kullanım nedeni, süresi ve kullandığı ilaç tam olarak bilinmelidir. Bifosfonatlar kemik yapısında çok uzun süreler kalabildikleri için belirli bir süre kesilmeleri çok anlam ifade etmeyebilir. Bifosfonat tedavisi alan hastanın mutlaka tedaviyi yürüten doktoruyla iletişime geçilip yapılacak işlemler bildirilmeli, mümkün olduğu kadarıyla travmatik işlemlerden kaçınılmalıdır. Özellikle diş çekimi son çare kabul edilmelidir çünkü kemikte travma oluşturacak işlemler en riskli işlemlerdir. Mutlaka diş çekimi yapılması gerekiyor ise de mümkün olduğu kadar çekim soketi primer kapatılmalı ve hasta çekim sonrası düzenli kontrollere çağırılıp çekim yeri iyileşmesi takip edilmelidir.