BİZE ULAŞIN
tr

Erken Çocukluk Çağı Çürükleri

Diş çürüğü terimi dental plakta meydana gelen metabolik olayların neden olduğu; diş yüzeyindeki lokal kimyasal çözünmenin sonuçlarını, belirtilerini ve semptomlarını tanımlamak için kullanılmaktadır. 12-30 aylık çocuklar, özel bir çürük paternine sahiptir. Çürük, üst süt kesici dişleri ve birinci süt azı dişlerini sürme modelini yansıtacak şekilde etkilemektedir. Diş ne kadar uzun süre ağızda kalır ve çürük tehdidine maruz kalırsa, o kadar fazla etkilenmektedir.

Üst kesici dişler, çürüğe karşı en savunmasızken, alt kesici dişler, dil, submandibular ve sublingual bezlerden gelen tükürük tarafından korunur. Bu diş çürüğü paterni “emzirme çürüğü”, “biberon diş çürüğü” gibi çeşitli isimlerde adlandırılmaktadır.
Bu terimler, erken çocukluk dönemindeki diş çürüklerinin başlıca nedeninin, uygunsuz bir şekilde biberonla beslenme olduğunu göstermektedir. Mevcut kanıtlar, geceleri biberonda şeker içeren bir sıvının kullanılmasının, tek etiyolojik faktör olmamasına rağmen, önemli bir etiyolojik faktör olabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle, bebeklerde ve okul öncesi çocuklarda herhangi bir çürüğü tanımlarken “erken çocukluk çağı çürüğü (EÇÇ)” teriminin kullanılması tavsiye edilmektedir. EÇÇ; 71 aylık ve daha küçük çocuklarda birden fazla kaviteli veya kavitesiz çürük lezyonu, çürüğe bağlı diş kaybı veya herhangi bir süt dişinde dolgulu diş yüzeyinin varlığı olarak tanımlanmaktadır. 3 yaşından daha küçük çocuklarda düz yüzey çürüğünün herhangi bir belirtisi şiddetli EÇÇ göstergesidir. 3 yaşında 4’ten fazla, 4 yaşında 5’ten fazla, 5 yaşında 6’dan fazla çürük, eksik veya dolgulu diş yüzeyi sayısı, şiddetli EÇÇ olarak tanımlanmaktadır.

İlk aşamada EÇÇ, diş eti kenarı boyunca hızla çürümeye doğru ilerleyen, beyaz demineralize bir mine (White spot lesion) olarak tanınmaktadır. Dişlerin ön ve arka yüzeylerinde ve bazı durumlarda her ikisinde de çürük lezyonları bulunabilir. Hastalık devam ederse, çürük ilerleyerek kronun tamamen yok olmasına neden olabilir. Çürümüş sert doku, klinik olarak sarı veya kahverengi kaviteli bir alan olarak belirgindir. Tüm süt dişleri tamamen sürmüş olan daha büyük çocuklarda, diş çürüğünün önemli ölçüde ilerlemesini görmek mümkündür.
Şiddetli EÇÇ, çocuğun erken yaşta ön dişlerinin kaybına neden olabilir. Bu yıllar konuşma gelişimi için kritik olduğundan, çocuğun konuşma artikülasyonunu içeren daha ileri gelişimsel sıkıntılar görülebilir. Erken diş kayıpları, çocukların psikolojik travmaya da maruz kalmalarına sebep olabilir.

Diş çürükleri, karmaşık biyofilm içindeki mikrobiyolojik oluşumlarla başlayan; tükürük akışı ve bileşimi, fluor maruziyeti, diyet şekerlerinin tüketimi ve koruyucu davranışlardan etkilenen çok faktörlü bir hastalıktır. Diş çürüğü başlangıçta geri dönüşümlüdür ve yeterli plak kaldırılabildiği taktirde, bir miktar kavitasyon meydana gelse bile, herhangi bir aşamada durdurulabilmektedir. EÇÇ ise süt dişlenmede kısa süre içerisinde büyük miktarda yıkımlara sebep olan, çürüğün virülan bir formudur. EÇÇ oluşumunda etkili birçok etiyolojik faktör bulunmaktadır. Karbonhidrattan zengin bir diyet, dental plak oluşumu, zaman, duyarlı bir konak yapısı ve karyojenik mikroorganizmalar etiyolojik faktörlerin başında gelmektedir. Bunların dışında;
* annenin eğitim durumu,
*sosyoekonomik özellikler,
*ebeveynlerin yaklaşımı,
*çocuğun beslenme alışkanlığı,
* annenin ağız hijyeni,
*çocuğun fluor maruziyeti,
*çocuğun biberon veya emzik kullanımı,
*geçirilmiş olan kronik hastalıklar,
*çocuğun ağızdan solunumu ve özel ilgi gerektiren durumları,
* çocuğun ilaç kullanıp kullanmadığı,
*psikososyal faktörler ve etnik yapı EÇÇ ile ilişkilidir .

Süt dişlerinin sağlıklı bir şekilde korunması önemlidir. Doğru çiğneme, estetik, fonetik, fonksiyon ve anormal alışkanlıkların önlenmesi için süt dişlenme gereklidir. Diş çürüğünün önlenmesi için diş plağı oluşumunun azaltılması, plağın bakteriyel bileşiminin değiştirilmesi ve beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi esastır.
EÇÇ’ nin ilerlemesi restorasyonlar, diyet danışmanlığı ile ebeveynlerin beslenme konusunda eğitilmesi, iyi ağız hijyeni sağlanması ve topikal florürler gibi önleyici ajanların kullanımı ile önlenebilir.
Karyojenik beslenme davranışının önlenmesi, EÇÇ’ yi önlemeye yönelik bir yaklaşımdır. Biberonlar ile şekerli içecek tüketimi, mine demineralizasyon sıklığını artırır. Uyku sırasındaki bu tip beslenme davranışı, tükürük akış hızı azaldığından dolayı diş çürüğü riskini arttırmaktadır. Bu nedenle biberonla şekerli içecek tüketimi azaltılmalı veya durdurulmalıdır. Meyve suyu tüketimi için AAP tavsiyesi olan; 1 yaşından küçük çocuklara meyve suyu verilmemesi, 1-3 yaş için 120 mL ve 4-6 yaş arası 120-180 mL ile sınırlandırılması gerektiği uyarısı dikkate alınmalıdır. Şekerin substrat bileşeni olmadan diş çürükleri oluşamaz. Bu nedenle, profesyonel tavsiyelerin ve araştırmaların çoğu, ebeveynlerin eğitimi yoluyla bebek diyetinin ve beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesine odaklanmıştır.
Amerikan Pediatrik Diş Hekimliği Akademisi (AAPD), EÇÇ’ yi önlemek için, biberonla beslenme alışkanlıkları ve bebek/yürümeye başlayan çocukların ağız hijyeni bakımı hakkında tavsiyelerde bulunmuştur:
1. Bebekler, fermente olabilen karbonhidrat içeren biberonla uyutulmamalıdır.
2. İlk süt dişi çıkmaya başladıktan ve diğer diyet karbonhidratları verildikten sonra gece emzirmesinden kaçınılmalıdır.
3. Ebeveynler, bebeklerinin ilk doğum günlerine yaklaştıklarında, bardaktan sıvı tüketimi konusunda teşvik edilmelidir. Bebekler 12-18 aylıkken biberon kullanımı bırakılmalıdır.
4. Fermente olabilen karbonhidratlar içeren herhangi bir sıvının, şişeden tekrar tekrar tüketilmesinden kaçınılmalıdır.
5. Ara öğünlerden ve fermente olabilen karbonhidrat içeren yiyecek ve içeceklere uzun süre maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.

EÇÇ tedavisi, hastalığın ilerlemesine, çocuğun yaşına, sosyal, davranışsal ve tıbbi geçmişine bağlı olarak farklı müdahale türleri ile gerçekleştirilebilir. Bir çocuğun ilk doğum gününde dental muayenesi, EÇÇ’ nin önlenmesi ve müdahalesi için en ideal zaman dilimidir.
Bu ilk ziyaret sırasında, risk değerlendirmesi yapılması, ebeveyne diş çürümesinin önlenmesi konusunda danışmanlık yapmak için gerekli temel verileri sağlayabilir. Düşük risk altındaki çocukların herhangi bir restoratif tedaviye ihtiyacı olmayabilir. Orta derecede risk altındaki çocuklarda, ilerleyen ve kaviteli lezyonların restorasyonu gerekebilirken, yeni başlayan lezyonlar, önleyici tekniklerle tedavi edilmeli ve ilerleme açısından izlenmelidir. Yüksek risk altındaki çocukların, sürekli çürük gelişimini en aza indirmek için ilerleyen ve kaviteli lezyonlarına müdahale gerekebilir.